Düşüncelerimiz Hayatımızı Nasıl Etkiler?

Düşüncelerimiz hayatımızı nasıl etkiler, düşüncenin gücü, çekim yasası, farkındalık vs! Özellikle hayatlarını iyileştirmek isteyen insanlar için faydalı olan kavramlardır

Antik çağlardan modern dünyaya, evrenin bizim etrafımızda döndüğünü iddia eden sayısız teori olmuştur. Bazı insanlar, varoluşun tüm bunlardan sorumlu olduğu gibi mistik bir inanışa sahipten; diğerleri bizim varoluş üzerinde bu konuda bir şeyler yapabileceğimizi iddia ediyor.

İster bilimle ister maneviyatla ilgili olsun – maneviyata bilimsel bir yaklaşım, kişisel gelişim, aydınlanma ve manevi gelişim için gereklidir. Maneviyata bilimsel bir yaklaşım, gerçek benliğinizi keşfetmenize ve yaşamdaki amacınızı bulmanıza yardımcı olabilir.

Bu yazımızda düşünce gücüyle hayatı değişenler ışığında çekim yasası gerçek mi sorusuna cevap vereceğiz.

Her Şey Bir Düşünce İle Başlar: Düşünme Nedir?

Düşünme, aklın kendine özgü bir eylemidir. Hepimiz gün içerisinde birçok şey üzerine düşünüyoruz. Hatta bazı zamanlar düşünceler resmen zihnimize akın ediyor. Peki, bu düşüncelerin gerçekleştiğini fark ediyor musunuz? Örneğin uzun zamandır görüşmediğiniz arkadaşınızı aramak için telefonu elinize alıyorsunuz. O sırada sizi bir başkası arıyor, daha sonra da asıl arayacağınız kişiyi aramayı unutuyorsunuz. Birkaç saat sonra aramaya niyet ettiğiniz arkadaşınız sizi arıyor ve telefonu açar açmaz şu cümleyi kuruyorsunuz: Ben de tam seni arıyordum! Bu nasıl oluyor, daha önce hiç düşündünüz mü?

Düşünce Gücü ile Hayatı Değiştirmenin İlk Aşaması: Bilinçaltı Kodlama

Düşüncelerinizi hayatınızı değiştirecek yönde kullanmak istiyorsanız bazı bilinçaltı kodlama teknikleri ile işe başlayabilirsiniz. Düşüncelerinizi yazacağınız bir defter edinin ve her gün bu deftere olumlamalar yazmaya başlayın. Kurduğunuz cümlelerin zaman kipinin “şimdiki zaman” olmasına özen gösterin. Beynimiz dünü ya da yarını geriye atmaya ya da ertelemeye odaklanır. Ancak şimdi, şu an derseniz anda kalarak tüm odağınızı ona verir. Bu nedenle istediklerinizi şimdi oluyormuşçasına defterinize yazın. Bilinçaltınız bunu gerçekmiş gibi algılayacaktır. Örneğin kırmızı bir Mercedes istiyorsanız, kırmızı Mercedes’iniz olduğuna dair cümleler yazın. “Benim kırmızı bir Mercedes’im var.”, “kırmızı Mercedes’imle tatile gidiyorum” gibi cümleler yazmaya başladığınızda aslında zihninizi kırmızı bir Mercedes almaya programlamış olacaksınız.

İkinci Aşama: Yüksek Frekansta Kalma

Her şeyin bir frekansı vardır ve aynı frekansta olduğunuz şeyleri ışık hızıyla hayatınıza çekersiniz. Başınıza kötü bir şey gelir ve siz daha çok söylenmeye başlarsanız emin olun hemen ardına bir aksilik daha yaşarsınız. Az önce bahsettiğiniz arkadaşınızla aynı frekansta olduğunuz için arkadaşınız sizi aradı. Böyle olaylara binlerce örnek verebiliriz, çünkü hayat böyle işliyor. Evrenin çalışma prensibi bu. Yüksek frekansta olursanız olumlu şeyleri, düşük frekansta olursanız olumsuz şeyleri hayatınıza çekersiniz. Sinirli, üzgün, kaygılı olmak sizin frekansınızı hızla düşürecek olan duygulardır ve düşünce gücüyle hayatı değişenler uzun süre bu duygularda kalmamayı başarmış, hemen sakin, dingin bir ruh haline bürünerek frekansını yükseltebilen insanlardır. Böylece evrene pozitif enerji göndermek dediğimiz işi yapmış olur ve karşılığını misliyle alırsınız.

Frekansımızı Nasıl Yükseltebiliriz?

pozitif frekanslı insanlar

Frekansımızı hep yüksek tutmak ya da düştüğünü hissettiğimiz zamanlar yükseltmek için birden fazla yol var. Bu yollardan en çok bilineni ve uygulananı meditasyon yapmak. Meditasyon, kişinin zihnini dinginleştirerek derin düşünce haline geçmesi ve zihnini kontrolünü eline almasına dayalı bir düşünce halidir. Kişinin iç huzurunu bulması ve kendini keşfetmesi için meditasyon çok önemlidir. Aynı zamanda meditasyon aracılığı ile frekansımızı yükseltebiliriz. Derin düşünce halindeyken, olumlamaları telkin ederek aslında bir nevi bilinçaltı kodlama yapmış oluruz.

Stresli ve yoğun bir iş günün akşamı, yatağınıza uzandığınızda meditasyon yapmayı deneyin. Gözlerinizi kapatın ve nefes egzersizleri ile başlayın. Önce nefes alış verişlerinizi izleyin. Nefesinize iyice odaklanın. Daha sonra daha derin nefes alıp daha uzun süre nefesinizi tutmaya başlayın. Yaklaşık 3-4 dakikalık bir nefes egzersizinin ardından daha sakin olacağınızdan eminiz. Tüm kaslarınız gevşemiş ve zihninizdeki kalabalık birden yok olmuş gibi olacak. İşte derin düşünce haline geçiyorsunuz. Bu aşamada kendinize istediklerinizi söyleyebilirsiniz. En basitiyle, nasıl bir insan olmak istediğiniz ile başlayabilirsiniz. Meditasyonun ileri aşamalarında işin içine imajinasyon yani imgeleme de girer. Düşünmek kadar hayal etmek de çekim yasasını harekete geçirmek için etkilidir.

Frekansını yükseltmek için ve duygu durumunuzu desteklemek için yapabileceğiniz diğer yöntemler ise şöyleydir:

  • Şükretmek – Bugün bilimin de ilgisini çeken “gratitude”, olumlu duygu durumu için vazgeçilmez hale gelmiştir.
  • Tai Chi Chung – Özellikle ileriki yaşta insanlar için faydaları, eklem sağlığını desteklemesi ve beden – zihin dengesine yardımcı olmasıyla bilinir
  • Mantra
  • Sağlıklı Beslenmek ve Yeşillik Tüketmek – Mitokondriler, hücresel enerji üretiminde çok büyük önem taşır. Sağlıklı bir bedenin frekansı daha yüksektir
  • Nezaket
  • Affetmek

Güncel hayatta bu tarz durumları gerçekleştirmek her zaman kolay olmayabiliyor. Bu gibi durumlarda Wim hof nefes egzersizi gibi egzersizler çalışmak faydalı olabilir.

İmajinasyon Nedir ve Nasıl Yapılır?

imgeleme yapan kadın

İmajinasyon, gözde canlandırmak anlamına gelir. Bir manzarayı, nesneyi, kişiyi gözünüzde ne kadar detaylı canlandırırsanız o kadar güçlü imajinasyon (imgeleme) yapmış olursunuz. Düşünce gücüyle hayatını değiştirenler genellikle bir vizyon panosu yaptıklarınız söylerler. Vizyon panosu, çekim yasasını harekete geçirmek için harika bir yoldur. Bir pano edinirsiniz ve istediklerinizin resimlerini ya da size çağrıştırdıklarını bu panoya asarsınız. Ancak pano her gün görebileceğiniz bir yerde olmalıdır. İstediklerinizi vizyon panonuzda gerçekten sürekli görerek ya da imajinasyon çalışmaları ile hayal ederek en sonunda hayatınıza çekersiniz. Gördükleriniz ya da hayal ettikleriniz elbet bir gün gerçek olur, ancak küçük bir ekleme ile: hisleriniz. Tüm hepsini bir araya getirdiğinizde artık çekim yasasını uyguluyorsunuz demektir.

Bilinçaltı tekrar sonucu öğrenir. Hayatımızda olumlu değişiklikler ve alışkanlıklar edinebilmek için sürekli tekrar etmeliyiz. Örneğin, imajinasyon yöntemi, beynimizde olumlu manzaralar görmek için kullanabiliriz. Kır da gezerken, ağaca dokunurken, etrafi incelerken. Bu durumda beynimiz görsel imgelere karşı hassas olduğu için, sanki orada zannedecektir ve stres hormonu olan kortizol salınımı azaltacaktır. Daha gevşemiş ve rahatlamış olacağız. Aynı şekilde bunu pratik ettikçe artık daha kolay bir şekilde rahatlayabileceğiz.

Etkili Bir Çekim Yasası Uygulama Örneği

Umarız bu satırlara dek çekim yasası gerçek mi sorunuza cevap verebilmişizdir. Burada, gerçekten evreni harekete geçirecek bir çekim yasası uygulamasını nasıl yapabileceğinizi bir örnekle anlatmak istiyoruz. Çok istediğiniz bir şey düşünelim: bir sınavdan geçmek. Bu isteğinizi şimdi spesifikleştirelim: yabancı dil sınavından 80 puan almak. Artık çok net bir hedefiniz var. Öncelikle bu hedefinize yönelik blokajları zihninizden kaldırmamız gerekiyor. “Ben yabancı dile meyilli değilim.”, “Ben yabancı dil öğrenemiyorum.”, “Ben yabancı dil öğrenmek konusunda yeterli değilim”, “Zaten sınav çok zor, bu puanı almam imkansız”… Eğer zihninizde böyle cümleler uçuşuyorsa, hepsini kaldırıp atmalısınız. Biliyoruz kolay değil. Bu olumsuz cümleleri kaldırıp yerine olumluları koyarsanız her şey çok daha kolay olacak.

Eğer ders çalışmak için masaya oturduğunuzda aklınızdan “bu sınav gerçekten zor olacak” cümlesi geçiyorsa, hemen kendinize “ben bu dili çok seviyorum, kolayca öğrenebiliyorum” deyin. “Yabancı dil öğrenmek benim için çok kolay.”, “Sınavdan 80 puanı rahatlıkla alıyorum” gibi cümleler söyleyin kendinize. Kendinizle olumlu konuşmayı alışkanlık haline getirin. Bunu soyut olarak sürekli yapmanız başta mümkün olmayacak. Bu nedenle bir defter edinin ve o deftere her gün yabancı dil sınavına dair olumlu cümleleri sanki olmuşçasına yazın. Ama bir yandan da kendinize bu hissiyatı yükleyin. Tabir-i caizse kendinizi gaza getirin.

Özgüveninizin yükselmesine izin verin, ama dikkatli olun kibre kapılmayın. Kibir, frekansınızı düşürecek olumsuz bir duygudur. Defterinize cümlelerinizi yazdıktan sonra akşamları uyumadan önce yabancı dil sınavından 80 puan aldığınızda nasıl hissedeceğinizi düşünün ve heyecanlanın. Tüm o mutluluk ve kıpır kıpır hissin içinizi kaplamasına izin verin. Bunları düzenli olarak tekrarlayın, geriye yapmanız gereken tek bir şey kalacak: Sınava gerçekten emek vererek çalışmak. Emek verip evrene pozitif enerji gönderdiğiniz zaman işlerinizin yoluna gitmeye başladığını göreceksiniz. İlk denemeden 50 puan alırken, birkaç ay sonra 80 puana ne kadar yaklaştığınızı fark edeceksiniz. Ve bunların hepsi tereyağından kıl çeker gibi kolay ve çabasız, akışta gerçekleşecek. Yeter ki siz akışa güvenin.